Mustafa Kaptaaaaaan!
Ruhunu çocukluğundan beri denizle yıkayan bir adamın yaptığı gemi maketleri nasıl olur hiç düşündünüz mü?
Doğduğu günden beri denizin kokusunu duyumsayan çocukluğunda evlerinin bitişiğindeki arsada koca koca çektirmeler yapılırken keser, balta , hızar sesleriyle, ustaları izleyerek büyüyen çocuk…
İlk gençlik yıllarından başlayarak ekmek parası için denizlere açılan miçoluktan kaptanlığa kadar yükselip” sekiz denize dokuz başvuran” MUSTAFA KAPTAN’ın yaptığı gemi maketleri hiç başkasının yaptıklarına benzer mi?

Beyninin tüm kıvrımlarına en ince ayrıntısına kadar çizilen bu görünmez tablo emekli olunca yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.
İlk denemelerden sonra ,o ince ağaç parçacıklarına ruhunu da katmaya başlar Mustafa kaptan .İşte ne olduysa ondan sonra olur ;
Bazen dedesinin çektirmesinde kaptan
Bazen de Atatürk’ün Savanora’sında miço
Bir bakar bazen karanlık denizlerin korsanı olmuş
Sonra;
Kırmızı kiremitli küçük atölyesinde o ağaç parçacıkları bedeninin bir parçası gibi
Şekillenmeye başlar.
Sandal olur
Kürek olur
Çektirme olur
Yelkenli olur
Yelkenlinin yelkeni olur
Deniz olur bulut olur
Olur olur olur…….
Yolunuz düşerde giderseniz birgün ÇAKRAZ’a
Sahile vardığınızda, köprüye dönün yüzünüzü
Yürüyün yürüyün 150 adımlık mesafe kestirin gözünüze
Koca, yaşlı bir kavlan ağacının altındaki küçük kulübeden tatlı bir serinlik gelecektir yüzünüze
Artık isteseniz de dönemessiniz geriye.
Şansınız da varsa eğer
Yan yatmış sipersiz şapkası
Kocaman gözlüklü
Ağarmış sakallı
Sigaranın biri dudağın kenarında
Diğeri kültablasında
İbadet yapar gibi çalışaaan
Ta kendisidir MUSTAFA KAPTAAAAAN



Yazı: Mehmet TÜRKÇELİK
Fotoğraflar:Hakan TOPUZ - Kerim BOZ - Mehmet TÜRKÇELİK
|