saçları karadeniz kokan kadın
yüreğim işgal altında
bu sevda delirtecek beni
elimde değil ‘aklın ve aşkın yaşı yoktur’ diyor güzel yüzün,sıcak gözlerin
unutamıyorum
gecem-gündüzümde sen varsın
seni hatırlatıyor şarkılar, yazdıklarım ve göçmen kuşları
yokluğuna alışamıyorum
kaç kez bağıra bağıra çağırdım
ateş rüzgarlara - mor bulutlara bindim de dağlar,okyanuslar aradım seni .
saçları karadeniz kokan kadın
yağmur gibisin
ah bir bilsen nasıl da özledim
ıslak ve karanfil kokulu öpüşlerini
sensiz ve sessiz gecenin griliği altında
bir elimde kardelen çiçeği
ve senden habersiz
sana yazdığım sıcak ekmek ve bebek kokulu mektuplar
diğer elimde şarkılarımız ve bana bıraktığın acılar demeti
seni beklerim ana rahmine düşen çocuğun sabrı ile
benim yüreğimi seninse beni bıraktığın yerde
yüzüm tıraşlı
nerdesin ey aşkım
yalnızlığımın soğuk ürpertisi sarar aşk ve acı yüklü yüreğimi
kaç mevsim geçti kim bilir sensiz
senden habersiz .
saçları karadeniz kokan kadın
seni sorarım yüreğin gibi sert karadeniz rüzgarlarına
umut bu ya bakarsın çıkagelirsin yorgun sokakların birinden diye
ben bir çılgın mıyım yoksa kafası karışık bir şair mi
yalnızlığa mahkum mu edildim
yoksa yanlış zamanda mıyım
taş ve beton mendirekte bıçkın bir sonbahar soğuğu
tepeden tırnağa hüzün yüklüyüm
sözcükler çaresiz
sevdam atomdan ağır
çeliğin suya özlemidir sana hasretim.
senin çoktan unuttuğun şarkımızı mırıldanırım
kardelenleri
ve sana yazılmış ancak adrese hiçbir zaman ulaşamayacak mektubu bırakırken karadenize
yalnızlığın kıskacında kanar yüreğim
kara gök boşluğundan bir yıldız kayar
ve bir kez daha tutsak düşer yalnızlık yorgunu yüreğim
karadeniz rüzgarları gibi hırçın ve taze ekmek sıcaklığındaki yüreğine
bu kaçıncı yitirişim seni
insan bir kez ölür sanırdım
ey saçları karadeniz kokan kadın
sensiz amasra
siyah-beyaz ekran
soğuk beton evler mezarlığı
yedi tepeli uçurumlar adası
amasra sensiz
tek mevsim,sonbahar
yağmurlar,sis ve karanlık
sinsi,sessiz gecelerde sensiz can çekişiyor yüreğim
sensiz amasra’da
gök alev alev
martılar ve balıklar intihar ediyor
ölümsüz karadeniz’in bekçisi kızıl fener
telgraf telleri , şimşir ağaçları ,oymacı ustaları,
yorgun balıkçı takaları ve kömür damarları ağlıyor
benimse yüreğim kanıyor
fotoğraf makinemin vizörüne her bakışımda seni görüyorum
korku,kin ve sınırsız düşler ve ihanetlerle geçen yıllarımın
derin,deliksiz uykularımın ve en güzel günlerimin prensesi
saçları karadeniz kokan kadın
beni unutma yeter
yıkıcı ve yasadışı bu aşk
bu yakıcı hasret benim
ve vurgun yemiş deli yüreğim çelik kafeste tutsak mendirekte
sen gittin gideli
yıldızsız derin ve kara bir gökyüzüdür amasra
bense sürgünlerdeyim
mevsim yine sonbahar…
havada çan sesleri
çığlık çığlığa martı kuşları
alışamadım bir türlü yokluğuna
cehennem denilen şey sensizlikmiş meğer
alev alev amasra’nın ayaz gecelerinde tutuşur yalnız yüreğim
büyük,kutsal düşler,kasırgalar,ihanetler,
kentler yutan dalgalar ve depremler ve kelebek aşkının yorgunuyum
ve artık uyumak istiyorum başım kollarında
saçlarınla sar, sarıl karadeniz gibi
bırakma beni
saçları karadeniz kokan kadın
gülüşün ısıtmayacaksa bundan böyle yüreğimi
gözlerindeki o kıpır kıpır hayat ışığını görmeyecekse gözlerim
hasret yaşayacaksam karanfil kokuna
ve eğer sen oymacı ustalarının yüreğimi yüreğine işlemelerine izin vermeyeceksen artık
o vakit
varsın bitsin seni sevdiğim gibi sevdiğim sonbahar ve gelsin kara-karlı kış
bana kalan acı,ateş ve gözyaşıdır fotoğraf karesinde
yitirmişsem seni
can evimden vurulmuşum demektir
yüreğim düşer çelik eritme fırınına
yanar bilmem kaç bin santigrad derece ateşlerde
söndüremez muson yağmurları bile
yoksan sen artık
sussun o zaman hayatı ölümüne seven okyanus yüreğim
varsın mendirekte taş fener olayım ya da senden önce öleyim umurumda değıl
sevdiğim ilk ve son kadınsın sen
doğum günün kutlu, mutluluk özlemin değil yaşantın olsun
saçları karadeniz kokan kadın
beni sevmediğini biliyorum ama ben yine de adını yüreğime kazıdım
dayanabiliyorsam sensizliğin acısına seni karşılıksız sevdiğimdendir
yoksa senin sevdiğini öldürmeli miyim
saçları karadeniz kokan kadın
son sözlerim sana veda şarkısıdır
“ sana söylemek istediğim en güzel söz:
henüz söylememiş olduğum sözdür…
sensiz kimliksiz yaşamaktayım
ve yaşadıkça da
ellerim üşüdüğünde ateşi
yüreğim üşüdüğünde seni hatırlayacağım.
Vacit Çelik 4 ağustos 2004
|