• ŞAHAN VACİT ÇELİK - MASAL KENT

  • GÜNEŞ GÖZLÜM...

  • SAÇLARI KARADENİZ KOKAN KADIN...

  • SEN DÜŞTÜN AKLIMA (YENİ)


masal kent


amasra

dağların arkasında bir kayıp şehir

tanrıların ve kralların ve  kraliçe amastrist’in ölümcül aşkı  

varıp ta ayrılmak istenmeyen

ve ayrılmanın ağırlığına katlanılamayan bir kara sevda


amasra

dört mevsim güzellik ve bütün renkler cenneti

sonbaharda  hazırlanan, kış gelince beyaz ve griler giyinen

ilkbaharda yeşilleşen

ve yazın soyunan

güneş,deniz, aşk ve masal ülkesi


amasra ile uyur

ve uyanır amasra ile bir kez kanına amasra’nın mavisi bulaşmış  olan


elinde değil

kapılıverir duygularının akıntısına

uçtuğunu düşler

yaşamı boydan boya beyaza boyamak ister ve  aşık olur yeniden amasra’da insan


amasra

“çeşm-i cihan”

ve bu güzel ülkenin en yiğit evlatlarını yutan

soğuk ve kara

ve ölümsüz karadeniz’in  en parlak yıldızı.


amasra

gözleri ve yürekleri

güneş,deniz, ve  oynak bulutlar

         şimşir ağacından balıkçı tekneleri

                   kara ve kanlı elmas damarı

                                 ve rüzgarlarla  yarışan insanların

ve de  güzeller güzeli genç kızların

filinta delikanlıların ülkesi


ah gülüm

gülüm ah

bu amasra aşkı deli edecek beni


kraliçe amastris’in masal ülkesinde

elinde mi sevdiğinden vazgeçmesi sevenin

ya da ısırması  yasak elmayı insanın…  



Vacit  çelik   4 ağustos 2004



Fotoğrafları ve şiirleri ile şahan vacit çelik 2. Amasra Şiir Akşamları'nda şiirsever Amasralı dostları ile







güneş gözlüm        



saat:03

amasra’ da mendirekteyim.

yıldızlar

karadeniz

ve  amasra  uyuyor.

deniz feneri

ateş böcekleri

ve bir de ben uyanığım..


havada ağır  bir kent kokusu

mendirek zifiri karanlık;

ürperiyorum..

ve sessizliğin yalnızlığında

kan-

      ter içinde

üşüyorum.


ey   yüreği taş fener

ben bu yakada yalnızım

sen karşı yakada


yalnız

çaresiz ve çıkmazlardayım

yüreğim yangın yeri

her bir hücrem ak -  kor  

                                ateş  parçası

ah  güneş gözlüm  

dünya , ahiret  aşkım benim neredesin?



ateşi ve ihanetleri gördüm

kör kurşunlara nişanlı,

ölümlere nikahlı yaşadım..


düşe-

   kalka

kan-

    ter içinde

dövüşe- dövüşe geldim bu güne..

sevdalarıma sevda kattım  da geldim karşına

                                                           

unut deme bana

ey gövdesi,yüreği

                      taş fener

yalnızlığımın can yoldaşı

unut deme

ışıksız yıldız

              ateş böceği

dalgasız

      rüzgarsız

                   ve hamsisiz karadeniz

sevdasız yürek olur mu?

resmine her baktığımda yüreğim acır haberin var mı?



saat 04

amasra’da mendirekte

karanlık

ve derin sessizliğin kuşatması altındayım...

bir sigara yakıyorum..

bir sigara daha..

ve sonra bir tane daha..

havada bunaltıcı bir sıcak

keder yüreğimi dağlıyor

üşüyorum


karadeniz bu ya

dönüverdi birden  hava

sert ve soğuk bir rüzgar

ıslık çalarak aştı mendireğin taş duvarını

saplandı yüreğime

ve sonra

sigaramın ateşi

yıldızların ve fenerin

ve sokak lambalarının ışıkları

ve sessizliğin derinliklerinden gelen

iki genç sevdalı  yüreğin sesi

“aldırma gönül” türküsü yırttı

karanlığın göz bebeklerini..

ve seni düşündüm gözleri güneş sevdiğim seni.

neredesin, nerede …


tek gözlü

taş gövdeli yalnızlık

amasralı balıkçının

ve yalnızlığımın  can yoldaşı fener

sen ki

ne gizli  kutsal sevdalara

tanık olmuşsundur

sevdamın  tanığı

söyle bana ne olursun                                      

söyle

gözleri güneş

gülüşü gök kuşağı

saçları karadeniz

gündüzlerimin kardeleni

gecelerimin yıldızı

sevgilim nerede?


amasra’da mendirekte

karanlık ve derin sessizliğin

                             kuşatması altında


ferhat’la şirin’i

aslı ile kerem’i

nazım  

komutan che

deniz ve arkadaşlarının sıcak ekmek kokulu sevdalarını

ve  başımdan kavak yelleri estiği gençlik yıllarımı

ve seni  gülüm

seni düşündüm yine  

yüreğim  alevlendi

saat: 05

sigaram tükendi..

birazdan  ağır  ağır sabah olacak

sönecek yalnızlığımın can yoldaşı fener

sessizlik sessizce gizlenecek..

çekip gidecek karanlık

yıldızlar çekilecek

gece yorgunu sokak lambaları sönecek

masal kent derin uykusundan uyanacak

ve  

“geceye sığmayan aşk”

rıhtımda,

kumsalda,

kaldırımlarda  ve de dağlarında, amasra’nın

yaşamını sürdürecek..

ve

ben

çekip gideceğim güneşe

yüreğimi amasra’da bırakarak..



Vacit çelik 22 temmuz 2003





saçları karadeniz kokan kadın



yüreğim  işgal  altında

bu sevda delirtecek beni



elimde değil ‘aklın ve aşkın yaşı yoktur’ diyor  güzel yüzün,sıcak gözlerin  

unutamıyorum

gecem-gündüzümde sen varsın

seni hatırlatıyor şarkılar, yazdıklarım ve göçmen kuşları

yokluğuna alışamıyorum


kaç kez bağıra bağıra  çağırdım

ateş rüzgarlara -  mor bulutlara   bindim de  dağlar,okyanuslar aradım seni .  

saçları  karadeniz kokan kadın

yağmur gibisin

ah bir bilsen nasıl da özledim

ıslak  ve karanfil  kokulu öpüşlerini


sensiz ve sessiz gecenin griliği altında

bir elimde kardelen çiçeği

ve senden habersiz

                 sana yazdığım  sıcak ekmek  ve bebek kokulu  mektuplar

diğer elimde   şarkılarımız  ve bana bıraktığın acılar  demeti

seni beklerim ana rahmine düşen çocuğun sabrı ile

benim yüreğimi seninse  beni bıraktığın yerde

yüzüm tıraşlı

nerdesin ey aşkım


yalnızlığımın soğuk ürpertisi sarar aşk ve acı yüklü yüreğimi

kaç mevsim geçti kim bilir sensiz

senden habersiz .

 

saçları karadeniz kokan kadın

seni sorarım yüreğin gibi sert  karadeniz rüzgarlarına

umut bu ya bakarsın çıkagelirsin yorgun sokakların birinden  diye  



ben bir çılgın mıyım yoksa  kafası karışık bir şair mi

yalnızlığa mahkum mu edildim

yoksa  yanlış zamanda mıyım



taş ve beton mendirekte bıçkın bir sonbahar soğuğu

tepeden tırnağa hüzün yüklüyüm

sözcükler çaresiz

sevdam atomdan ağır

çeliğin suya özlemidir sana hasretim.

senin çoktan unuttuğun şarkımızı  mırıldanırım

kardelenleri

ve sana yazılmış ancak  adrese hiçbir zaman ulaşamayacak                                                                                                                                   mektubu  bırakırken karadenize  

yalnızlığın kıskacında  kanar  yüreğim

kara gök boşluğundan bir yıldız kayar

ve bir kez daha tutsak düşer yalnızlık yorgunu yüreğim

karadeniz rüzgarları gibi   hırçın  ve    taze ekmek sıcaklığındaki yüreğine  


bu kaçıncı yitirişim seni

insan bir kez ölür sanırdım


ey saçları karadeniz kokan kadın

sensiz amasra

siyah-beyaz ekran

soğuk beton evler  mezarlığı

yedi tepeli uçurumlar adası


amasra sensiz

tek mevsim,sonbahar

yağmurlar,sis  ve karanlık

sinsi,sessiz gecelerde sensiz  can çekişiyor yüreğim


sensiz amasra’da

gök alev alev

martılar  ve balıklar intihar ediyor



ölümsüz  karadeniz’in bekçisi  kızıl fener

telgraf telleri , şimşir ağaçları ,oymacı  ustaları,

                                            yorgun balıkçı takaları  ve kömür damarları ağlıyor

benimse yüreğim kanıyor


fotoğraf makinemin vizörüne her bakışımda  seni görüyorum

korku,kin ve sınırsız düşler ve ihanetlerle geçen yıllarımın

derin,deliksiz uykularımın ve en güzel günlerimin  prensesi

saçları  karadeniz kokan kadın

beni unutma  yeter


yıkıcı ve yasadışı bu aşk

bu yakıcı hasret benim

ve  vurgun yemiş  deli yüreğim çelik kafeste tutsak mendirekte


sen gittin gideli

yıldızsız  derin ve kara bir gökyüzüdür  amasra

bense sürgünlerdeyim

mevsim  yine sonbahar…


havada çan sesleri

çığlık çığlığa martı kuşları

alışamadım bir türlü yokluğuna

cehennem denilen  şey sensizlikmiş meğer

alev alev   amasra’nın  ayaz gecelerinde  tutuşur yalnız yüreğim


büyük,kutsal düşler,kasırgalar,ihanetler,

kentler yutan dalgalar ve depremler  ve  kelebek aşkının yorgunuyum

ve artık uyumak istiyorum  başım kollarında

saçlarınla  sar, sarıl  karadeniz gibi                                                                    

bırakma beni


saçları  karadeniz  kokan kadın

gülüşün  ısıtmayacaksa  bundan böyle  yüreğimi

gözlerindeki o kıpır kıpır hayat ışığını görmeyecekse gözlerim

hasret yaşayacaksam karanfil kokuna

ve eğer  sen oymacı ustalarının yüreğimi yüreğine işlemelerine izin vermeyeceksen  artık  

o vakit  

varsın bitsin seni sevdiğim gibi sevdiğim sonbahar ve gelsin kara-karlı kış

bana kalan acı,ateş ve gözyaşıdır  fotoğraf karesinde


yitirmişsem seni

can evimden vurulmuşum demektir  

yüreğim düşer çelik eritme fırınına

yanar bilmem kaç bin santigrad derece ateşlerde

söndüremez   muson yağmurları bile    

yoksan sen artık

sussun  o zaman  hayatı ölümüne seven okyanus  yüreğim

varsın mendirekte taş fener olayım ya da senden  önce öleyim  umurumda değıl                    


sevdiğim ilk ve son kadınsın sen

doğum günün kutlu, mutluluk özlemin değil yaşantın olsun


saçları karadeniz kokan kadın

beni sevmediğini biliyorum ama   ben yine de adını yüreğime  kazıdım

dayanabiliyorsam sensizliğin  acısına  seni karşılıksız sevdiğimdendir

yoksa senin sevdiğini öldürmeli miyim

saçları karadeniz kokan kadın

son sözlerim sana veda şarkısıdır  

“ sana söylemek istediğim  en güzel söz:

henüz söylememiş olduğum sözdür…

sensiz kimliksiz  yaşamaktayım

ve yaşadıkça da

ellerim üşüdüğünde ateşi

yüreğim üşüdüğünde seni hatırlayacağım.



Vacit Çelik 4 ağustos 2004






SEN DÜŞTÜN AKLIMA


bir yaz akşamı şimşekler çaktı

yırtıldı  zifiri karanlığı göğün


aç ve yaralı bir aslanın

            kükremeleri geldi derinlerden

barut siyahı gök delindi

                boşandı yağmur

sel oldu aktı sular

boztepe,

      bakacak ve

                   kaleşahtan  karadeniz’e

gri bir örtü örtündü amasra

yağmura hasret toprak

koktu buram buram


çığlık çığlığa rüzgar sustu

sustu barut siyahı gök  

                              ve deniz

mendirekten içeri

ağır ağır geçti balıkçı tekneleri

sığındılar büyük limana

ve sevgilim

sen düştün aklıma

titredi yüreğim

sen, ben olmuştun

ben-sen

taş ve ateşe işlemiştik sevdamızı

birlikte nice fırtınalı günleri atlatmıştık

sevgilim

sen şimdi bana hem çok yakın

                       hem çok uzaksın


karadeniz yüreklim

amasra’da

bir yaz akşamında

seni düşündüm yine

yüreğim ısındı      


Vacit Çelik   Temmuz 2003




Amasrarehberi.com 2009 © Her hakkı saklıdır.  İzinsiz kopyalanamaz ve kullanılamaz.