YELKENLER FORA
Özgürlüğün ve estetiğin simgeleriydi onlar deniz üzerinde. Özgürlüğüne güvenen özgür olduğunu düşünen her insanın
yapması gereken şeydi yelken sporu.
Denizlere renk katan bu sporun yaşı yok, eğlencesi çok.

Yelken özgürlüktür ama doya doya yaşarsanız. Amasra Yelken Kulübündeki yelkenciler de bu özgürlüğü doya doya yaşayanların başında geliyordu.
İşte bu özgürlüğü Amasra’da yaşatan ve yaşayanların bir günlük hikayesiydi bu; “Amasra Yelken Kulübü” yelkencilerinin nin hikayesi.

Amasra Yelken Kulübünün “Yelken Kursları” , çocuklarını izlemeye gelen ailelerin de katılımıyla günün erken saatlerinden itibaren başlıyor.
Orsa Seyri’nin yavaş ,Apaz Seyri’nin hızlı ,Pupa Seyri’nin tam rüzgar yönünde yapılan seyir olduğunu, kavança da zamanlamanın önemini eğitmenleri Taşkın FIRAT yönetiminde öğrenen sporcular günün erken saatinde özgürlüklerine yelken açmak için toplanıyorlar.

Kimler yokdu ki bu sporcuların içinde Esra,Oğuz,Atakan,Fırat,Efe,Mert Ali,Melisa,Nazlı,Orhun,Nazen,Emre,Berk,Yağız,Ahmet Emir,Berdan,Erge ve diğerleri…
Kim bilir bu gençlerimiz belki de günün birinde birer milli sporcu olacak ve yelken sporuna en güzel biçimde hizmet edecekler.
Önce büyük bir yardımlaşma örneği gösteren sporcular yelken açacakları tüm optimisleri büyük bir itina ile hazırlamaya başladılar.
Efe ve Yağız büyük bir gayretle görevlerini tamamlamışlardı.

Hazırlıklarda Yelken Kulübü Başkanı Ahmet Abinin uğraşları da yabana atılır gibi değildi.

Esra,Oğuz,Atakan,Fırat ve Sezin’den oluşan tecrübeli grup ise çoktan hazırlıklarını tamamlamış start verilmesini bekliyorlardı.
| 
|

Hazırlıklar sırasında Berk ve Ahmet Emir oldukça acıkmışlardı.
Hazırlıkları tamamlayan sporcular artık eğitmenleri Taşkın FIRAT’ın işaretini bekliyorlardı.
Gerekli tedbirlerin alınması ve hazırlıkların tamamlanması ve Taşkın’ın işareti ile yelkenler fora edilerek rüzgarla buluşma nihayet gerçekleşti.

Yelkencinin en büyük hediyesi rüzgarın yelkenleriyle buluşmasıydı tabiki…
Beyaz Kuğular yelkenlerini rüzgarla doldurmak için limandan çıkmaya başlamışlardı.

Denizde amansız bir mücadele başlamıştı artık. Koskoca denizde ,küçücük teknede bir tek onlar var. Bu mücadelede korku nedir bilmiyorlar.
En büyük yardımcıları yine kendileri. Bu mücadele çok şey kazandırıyordu onlara.
Evet, yelken her yaştan herkesin yapabileceği en zevkli sporlardan biri. Belki, siz de bir gün bu spora başlamak, rüzgarın sesi kulağınızda, denizin kokusu burnunuzda, dalgaların üzerinde özgürce yol almak istersiniz…
Bu mücadele akşama kadar devam etti. Artık gün ışıkları yavaş yavaş azalmaya başlarken beyaz kuğular artık rotalarını geri dönüş için belirlemişlerdi.

Deniz ve rüzgarla mücadele eden yelkenciler , bir seyri daha tamamlamanın mutluluğu içinde geri döndüklerinde aynı ciddiyet ve gayretle
optimislerinin temizliği ve muhafazası için gerekli çalışmaya koyuldular hemen.

Genç Yelkenciler dayanışmanın en güzel örneğini sergiliyorlardı.
Yelkenciler bir sonraki deniz ve rüzgarla buluşmalarına kadar hiç ayrılmak istememelerine rağmen yelken kulübüne veda ediyorlardı. Veda ederken de kendilerine böyle bir ortam sağlayan yöneticilerine, eğitmenlerine başta da Yelken Kulübü Başkanı Ahmet GÜNGÖRMEZ’e ve Eğitmenleri Taşkın FIRAT’a teşekkür ederlerken bizlerde bu gençlerimize :
Rüzgarınız her zaman kolay, seyriniz keyifli ola… diyoruz.
“Yüreğimizde bileğimize indirilen zincir olmasın
Mavi aynasında suların
Boy verip görünmek istiyorum
Denize dönmek istiyorum
Sularda sönmek istiyorum
Gemiler gider aydın ufuklara, gider gemiler
Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder
Denize dönmek istiyorum
Sularda sönmek istiyorum” *Alıntı
|
Yazı : Özden ATALAR
Fotoğraflar : Hakan TOPUZ
|